Türkiye ve İspanya arasında trafik ve araç tipi benzerliği nasıl?

Bilimsel bir kongreye katılmak amacıyla İspanya’ya bir haftalık bir gezi yapma fırsatı bulduk. Hangi konuda uzmanlaşmak isterseniz istey...

Bilimsel bir kongreye katılmak amacıyla İspanya’ya bir haftalık bir gezi yapma fırsatı bulduk. Hangi konuda uzmanlaşmak isterseniz isteyin, yurtdışında uzmanlık alanınızı besleyecek çok şeye şahitlik etme fırsatı olduğu kesin. Bu sebeple İspanya’da, orada bulunma amacımızı gerçekleştirdikten sonra trafik ve otomobiller hakkında çokça gözlem yapabilme fırsatı bulduk. Bu çerçevede bu yazıda İspanya’da elde ettiğimiz tecrübeleri ve gözlemleri paylaşacağız.

Öncelikle İspanyollarla ilgili bir tespitle başlamak yerinde olacaktır. İspanyollarla Türkler gerçekten birbirine benziyor. Ama ayrıştıkları konuların sayısı da benzeştikleri kadar fazla. Örnek vermek gerekirse, İspanyollar da aynı Türkler gibi onlara bir şey sorduğunuzda, söylediğini anlamazsanız (İngilizce bilmediği için İspanyolca anlatmaya çalışıyorlar) biraz yüksek sesle anlatmaya başlıyorlar. Taksiye bindiğinizde bizde olduğu gibi soygun yapma eğilimleri yüksek. Yayalar trafikte kırmızı ışıklarda gelen araç yoksa ülkemizde olduğu gibi geçenler olabiliyor. Ancak ayrıştığımız konu kurallara riayet etme. O konuda bizden daha iyi olduklarını söyleyebiliriz. Bir araca bindiğiniz zaman önde ya da arkada otursanız dahi emniyet kemerini bağlama konusunda uyarılıyorsunuz. Bunun sebebini anlamak zor değil. Çünkü denetim bizden daha sıkı ve ceza oranları da caydırıcı. Şunu söylemek yanlış olmaz; aslında kuralları içselleştirmiş değiller sadece ceza yemekten korkuyorlar. Yani totalde yine benzeşiyoruz. Sadece biz cezalarla o kadar muhatap olmuyoruz.

Gerçekten güzel şehirler inşa etmişler ve bu büyük şehirlerde trafik problemi neredeyse hiç yok. Trafik sürekli akıyor ve bizde olduğu gibi bırakın kontağı kapatıp trafiğin açılmasını beklemeyi, trafik ışıkları haricinde neredeyse hiç duraklamıyorsunuz. Şehirlerarası trafik de bundan çok farklı değil. Madrid’den Barcelona’ya yaptığımız 620 km’lik yolculuk boyunca hız sabitleyiciyi çokça kullanabildik. Peki, trafiğin bu kadar akıcı olmasını ve neredeyse hiç duraksamamasını nasıl başarmışlar? Bunun yanıtı kanımızca şehirlerde yer altına inşa ettikleri ulaşım ve duraklama alanları, şehirlerarası alanda ise yaygın demiryolu ve deniz taşımacılığı. Görme fırsatı bulduğumuz her şehirde (Madrid, Barcelona, Zaragoza, Toledo) yürüdüğünüz alanların altından ya metro geçiyor ya da altında otopark alanı var. Bu sebeple dışarda ülkemizde olduğu gibi yol kenarına trafiği aksatacak şekilde otomobil park edilmiyor. (Hatta Toledo’da otomobilini yol kenarına, park yasak yere parkeden bir Türk vatandaşıyla karşılaşma imkânı da bulduk. Kendisi yediği cezaya o kadar içerlemiş ki, otomobilimizi otoparka bırakırken bizimle konuşup ben ettim siz etmeyin gibi bir uyarıda bulundu.) Şehir dışında ise zaten yoğun olarak evlerin kümeleştiği alanlarda yol kenarına otomobil bırakma konusunda sıkıntı yok. Çünkü park yapılabilecek alanlar belirli ve herkes bu konuda ki kurallara riayet ediyor gibi gözüküyor. Gerçekten büyük metro ulaşım ağları inşa etmişler ve metro ağına biletinizi okutup giriş yaptığınızda şehrin her noktasına, metro ağından çıkış yapmadığınız taktirde, gidebiliyorsunuz. Bunun yanında bu metro ağlarında (Madrid ve Barcelona kastediliyor. Zaragoza metrosunu kullanmadık. Toledo’da metro bulunmuyor.) zaman konusunda sıkıntı yaşamanız mümkün değil. Trenler gerçekten çok dakik, en fazla 4 dakika bekleme süresi var ve metro ağı gayet anlaşılır. Yani birini kaçırdığınız takdirde diğeri 4 dakika sonra hemen istasyona giriyor. Bu konuda tabelalarda verilen süreler de gayet doğru. Bu şartlar altında şehir içinde otomobil kullanmak da çok mantıklı olmuyor haliyle.

(Plaza de Cibeles, Madrid)
İspanya’da otomobil tercihleri ülkemizdekiyle pek farklı değil. Ancak benzerlikler olduğu kadar farklılıklar da mevcut. Trafikte elde ettiğimiz gözlemlerden en dikkat çekicisi, iki kapılı ve hatchback otomobil sayısındaki fazlalık oldu. İspanyollar bizde olandan çok daha fazla tercih ediyor bu otomobilleri. Bunun sebebini, her ne kadar akıcı bir trafiğe de sahip olsa sonuç olarak otomobil yoğunluğunun yüksek olduğu bir şehirde yaşıyor olmalarına bağlamak yanlış olmaz. Bu kanıyı güçlendiren bir diğer gözlem ise trafikte bolca Smart Fortwo modeliyle karşılaşmamız oldu. Bu otomobiller de bilindiği gibi trafiğin yoğun olduğu alanlarda hem yüksek manevra gücü, park sorununu minimize etmesi hem de yakıt tasarrufu özelliği ile öne çıkan otomobiller.

Calle de Alcala, Madrid
Görme fırsatı bulduğumuz tüm şehirlerde dikkatimizi çeken bir diğer ayrıntı ise ulaşımda daha sağlıklı ve temiz bir tercih olan bisikletlerin bolca kullanılması oldu. Bunun yanında motosikletlerde bu şehirlerde ulaşım aracı olarak çokça tercih ediliyor. Bu araçların kullanımı da haliyle trafik yoğunluğunu azaltıyor. Trafikteki şoförlerin de bisiklet ve motosiklet kullananlara karşı gayet dikkatli davrandıklarını da belirtmekte fayda var.

Puerta del Sol, Madrid
Ülkemizde gördüğümüz otomobillerinin aynılarını orada da görmek mümkün. İspanya’da en çok tercih edilen otomobil ise tahmin edilebileceği gibi Seat. Seat markasının artık Almanlara ait olması tercihlerini çok fazla etkilememiş. Seat’ın ardından en çok karşılaştığımız otomobil markaları Renault, Peugeot-Citroen, Fiat, Skoda, Ford, Volkswagen, Toyota, az miktarda BMW ve Mercedes. Diğer markalara da nadiren rastlanabiliyor ancak en yoğun markalar bunlar. Güney Kore ve Japon otomobillerini (Toyota hariç) çok fazla tercih etmediklerini söylemek yanlış olmaz. Bunun yanında markalar bildiğimiz modelleri farklı isimlerle piyasaya sürmüşler. Örnek verecek olursak, ülkemizde Aegea olarak satılan model İspanya’da Tipo olarak satılıyor. Türkiye’de çok fazla rastlamadığımız Volkswagen Lupo modeli de orada kullanılıyor. Renault’un yeni kasasını Türkiye’ye getirmediği Twingo modeli de sık olmasa da İspanya’da karşılaştığımız modeller arasındaydı. Bunlardan farklı olarak Toyota’nın hibrit modeli olan Prius’u İspanya’da fazlasıyla görmek mümkün. Çünkü özellikle Madrid ve Toledo şehirlerinde taksilerin neredeyse tamamı Prius.

Avinguda Diagonal, Barcelona
Avenida de America, Madrid
Sagra da Familia, Barcelona
Toledo şehrinde trafik yolların dar olmasından dolayı biraz daha yoğun gibi gözüküyor. Ancak bunun sebebi kentin bir ortaçağ kenti olması ve neredeyse o haliyle muhafaza edilmiş olması. Şehrin içindeki yolların yalnızca iki aracın geçişine izin verecek genişlikte olması ve sürekli çalışan toplu taşıma trafiğin bazı noktalarda yoğunlaşmasına sebebiyet verebiliyor. Ancak diğer şehirlerde olduğu gibi Toledo’da da bolca otopark var ve otomobilinizi bunlardan birine bırakmanız akıllıca olur. Zaten şehir yürüyerek gezebileceğiniz kadar küçük. Bunun yanında bu şehirlerde turist otobüsleri de, turistlere şehrin görülmesi gereken yerlerini sürekli olarak gezdiriyor.

Alcazar de Toledo, Toledo

Alcazar de Toledo, Toledo
Sonuç olarak şunları söyleyebiliriz. İspanya’da otomobil tercihleri bazı farklar dışında ülkemize çok benziyor. Günlük kullanıma uygun, az yakan küçük hacimli, park etmesi kolay kompakt otomobilleri daha çok tercih ediyorlar. Bize benzer şekilde otomobile yalnızca bir ulaşım aracı olarak bakıyorlar. Sokaklarda neredeyse hiç supersport görmememizi buna bağlayabiliriz. Hatta ülkemizde daha çok supersport görmek mümkündür. Muscle diye niteleyebileceğimiz Amerikan otomobillerini de neredeyse hiç göremedik. Bizden farklı olarak bolca bisiklet ve motosiklet kullanıyorlar şehir içi ulaşımda. Kurallara da bizden daha fazla uyduklarını söyleyebiliriz. Trafikte bizim kadar agresif değiller ve yayalara çok saygılılar. Ulaşımda yerüstünden çok yer altını tercih ediyorlar.

Tunç İnce
sekizsilindir.com yazarı

İlgili Konular

ispanya'da araba ile gezi 8207516927495001544

Yorum Gönder Yorumlar

emo-but-icon

Sosyal Medya

Arama

Facebook

item