Bloodhound SSC; En hızlı yer uçağı

Bir önceki yazımızda rekorlara doymayan 5 yer uçağını incelemiş ve yazının sonunda tüm rekorları altüst edişini beklediğimiz Bloodhound S...

Bir önceki yazımızda rekorlara doymayan 5 yer uçağını incelemiş ve yazının sonunda tüm rekorları altüst edişini beklediğimiz Bloodhound SSC’yi inceleyeceğimizi söylemiştik. Öncelikle bu otomobil bir projenin ürünü ve bu projenin 3 ana amacı var.
Rekorlara doymayan 7 gerçek yer uçağı
  • Gelecek nesle bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik konusunda ilham vermek
  • İkonik bir araştırma ve geliştirme programını kitlelere anlatmak
  • Yeni bir dünya kara hız rekoru kırmak.
Bu projenin yöneticisi Richard Noble. Onu Thrust2 ve Thrust SSC programlarından tanıyoruz. Thrust2’de bizzat rekoru kıran aracın kokpitindeydi. Thrust SSC’de ekipteydi. Bu projenin başında da o bulunuyor. Otomobilin pilotu ise Andy Green. Onu da mevcut hız rekorunun sahibi olarak tanıyoruz. Thrust SSC’nin kokpitinde de o vardı.

Proje dış desteklere çok açık ve takipçilerini projenin içine çekme konusunda gayet başarılı. Otomobil 1000 mil/s sürate ulaştığında önceden yapmış olduğunuz küçük bir bağışla siz de isminizi kuyruğa yazdırabilirsiniz mesela. http://www.bloodhoundssc.com/ bu adresten projenin eğitimi fırsatlarını, güncel haberlerini ve ayrıntılarını takip edebilirsiniz. Şimdi aracımızı inceleyelim.

Daha önceki yazımızda hatırlayacağınız üzere karada ses hızı limiti (1235.5km/s)  Thrust SSC tarafından aşılmıştı (1240.77km/s). Bundan sonraki hedef ise 1000 mil/s limiti. Yani bizim daha çok bildiğimiz haliyle yaklaşık 1609 km/s. Bu hedef 3.6 saniyede 1 mil yol almak demek oluyor. Bu hızda giden bir otomobilin uçmasını beklemek hiç de garip olmaz. Ancak Bloodhound SSC’nin aerodinamik yapısı, onun uçmadan bu süratlere çıkmasını sağlıyor. Nasıl olduğuna beraber bakalım.
Bloodhound SSC 13,4 metre uzunluğunda ve 7.5 ton ağırlığında bir canavar. Yapımında hem otomobilden hem de uçaktan ilham alınmış. Aracın ön kısmı aynı bir yarış otomobilinde olduğu gibi karbon fiberden oluşuyor. Aracın arka kısmı ise uçaklarda olduğu gibi metal iskelet ve panellerden oluşuyor. Öndeki iki tekerlek aracın içinde yer alırken, arka iki tekerlek aracın dışında grenajlarıyla birlikte yer alıyor. Bu grenajlar aracın aerodinamik yapısında önemli bir yer teşkil ediyor.

Bu canavar gücünü iki ayrı kaynaktan alıyor. Bir jet motorunun yanında bir de roket motoruna sahip. Bu şekilde yaklaşık 135.000 beygir güç üretebiliyor. Yapımında çoğunluğu sadece bu otomobil için üretilmiş 3500’den fazla parça bulunmakta. Bunun yanında 22500’den fazla perçinleme işlemi yapılmış.

Daha önce de belirttiğimiz gibi otomobilin gövdesi iki parçadan oluşan hibrit bir yapıya sahip. Karbon fiberden oluşan tek gövdeli ön kısım Formula 1 araçlarından esinlenilmiş. Bu dizayn pilota hem gayet sert ve güvenli bir hücre hem de kokpit üzerinde bulunan jet motorun hava girişi için iyi bir yer sağlıyor.


Bloodhound SSC’nin arka kısmı iki bölümden oluşuyor. Üst kısım tipik havacılık tasarımına sahip kaburga ve kirişlerden oluşan metalik bir yapıya sahip. Kaburgalar alüminyumdan, kirişler ise titanyumdan imal edilmiş. Bu iskeleti saran dış kısımda aynı şekilde titanyumdan imal edilmiş. İskelet kısım aşağıda daha ayrıntılı inceleyeceğimiz Eurojet EJ200 jet motorunu da sarıyor ve kokpitin üzerindeki jet motor hava girişinden kuyruğa kadar uzanıyor.


Arka kısmı çelik kaplanmış alüminyum çerçeveler ve bölümlerden oluşuyor. Bu kısım yardımcı güç ünitesi jet motorunun yakıt tankını ve füze sistemini taşıyor. Bu kısmın arkasında bir şasi bulunuyor ve bu şasi süspansiyon, füze çıkışı ve paraşütleri taşıyor.

Motor

Bloodhound SSC yardımcı ünitesiyle birlikte tam olarak 3 motor barındırıyor. Bu motorların ikisi ana itiş gücünü sağlamak için, yardımcı ünite ise jet motoruna yakıt pompalamak için kullanılıyor. Gelin bu motorları daha ayrıntılı inceleyelim.

Öncelikle Eurojet EJ200 ile başlayalım. Bu jet motor Eurofighter Typhoon isimli savaş uçaklarında hali hazırda kullanılan bir motor. Eurofighter bu motorlardan iki adet taşıyor ve bu motorlar onu havada 2500km/s hıza kadar çıkarabiliyor. Temelde içten yanmalı bir motor olan EJ200, öncelikle havayı emiyor, emdiği havayı sıkıştırıyor yakıt ekleyip tutuşturuyor. Ardından oluşan basınç motorun itiş gücünü sağlıyor. Bu motor onu karada yaklaşık 500km/s hıza kadar çıkarıyor. Sonrası roketlerin işi.

1980lerde tasarlanan Rolls-Royce XG-40’tan ilham alınarak tasarlanan EJ200, 4m uzunluğunda 737mm çapında ve 990 kg ağırlığa sahip. Düşük sıkıştırma oranına sahip 3 aşama, yüksek sıkıştırma oranına sahip 5 aşama basınçlı kompresöre, gelişmiş soğutma ve termal koruma teknolojisine sahip ateşleyiciye, tek aşamalı yüksek ve düşük basınçlı toz metalürjik türbinlere ve sert monocrystalline türbin bıçaklarına sahip.

Eurojet EJ200’ün yanında itiş gücünün diğer yarısını sağlayan bir motor daha var. Bu motor roket motoru. Projenin başında aslında bu otomobilin yalnızca roket motoruyla donatılması planlanmıştı. Ancak roket motorlarını kontrol etmenin jet motorlarını kontrol etmeye göre çok daha zor olması sebebiyle bu ikisinin karışımı daha dengeli bir itiş sistemi tasarlamışlar. Roket motoru Nammo tarafından üretilen bir hibrit roket. Yani roket yakıtını iki farklı fazda kullanıyor. Bu iki fazdan biri katı diğeri ise sıvı ya da gazdan oluşuyor. Bu hibrit roketler likit high test peroxide ve katı hydoxyl-terminated polybutadiene ile dolduruluyor. Otomobilin Nammo’nun tasarladığı bu roketlerden tam olarak dört adet taşıması planlanıyor. Bu roketlerin her biri 30kN’lik güç üretiyor. Ej200 jet motoruyla birleştiklerinde ortaya toplamda 212kN’lik bir güç çıkıyor. Bu muazzam gücün kontrol edilmesi gerçekten çok zor.


Ana itiş gücünü sağlama konusunda bu iki dev motora lojistik destek sağlayan bir diğer motor daha mevcut bu süper otomobilde. Ondan da bahsetmekte fayda var. Bu motor diğerlerinin yanında sönük kalabilir ama bu yazıyı okuyanların çoğunun hayallerini süsleyen bir motor olduğundan şüphemiz yok. Bu motor 550bhp güç üretebilen süper şarjlı bir Jaguar V8. Bunun bu süper otomobilde ne işi var diye merak ediyorsunuz biliyoruz. Dediğimiz gibi tamamen lojistik destek.

Bu motor aslında bir yakıt pompası işlevi görüyor. Roket oksidizer pompasını çalıştırarak, 20 saniyede rokete 800lt high test peroxid (HTP) pompalıyor. Bu da saniyede 40 lt demek. Ancak motor aracın dizaynı gereği HTP tankına yakın şekilde konumlanmış. Bu sebeple ısınması halinde HTP’yi patlatma ihtimali çok yüksek. Bu sorunu motorun ısınan kısımlarına yapılan seramik kaplamayla halletmişler.

Tekerlekler

Bloodhound tamamlandığında 2 set tekerleği olacak. Bunlardan ilki çöl takımı. Diğeri ise pist takımı. Biz çöl takımına, yani kara hız rekorunu kırma denemesinde otomobil üzerinde takılı olan tekerlekleri inceleyeceğiz.

Bloodhound’un her tekerleği 95 kg. Bu tekerlekler 7.5 tonluk otomobil hız rekorunu kırmaya çalışırken 10.000 rpm’lik dönüşe ve 50.000 g kuvvetine dayanmak zorunda. Böyle bir tekerleğin tasarlanmasında diğer kısımlarda olduğu gibi havacılık tecrübelerinden bolca faydalanılmış. Yapılan onlarca testten sonra uygun malzeme alüminyum ve çinko karışımından elde edilen 7037 olarak bilinen malzeme. Bu tekerlekle yapılırken hata payının birkaç mikron (bir milimetrenin binde biri) olduğunu belirtmek gerekir.

Frenleme Sistemi

Bloodhound SSC üç fren sistemine sahip. Hava frenleri, paraşüt ve tekerlek freni. Bu üç sistem tek tek otomobil 1000 mile çıktığında onu durduracak olan önemli sistemler. Sırasıyla şöyle çalışıyorlar.
  • Otomobil 1000 mile çıktığında gaz kesiliyor.
  • 800 milde havalı frenler devreye giriyor.
  • 600 milde ilk paraşüt açılıyor.
  • 400 milde eğer gerekliyse ikinci paraşüt açılıyor.
  • 250 milde tekerlek frenleri devreye giriyor.

Bu aşamalar sonunda otomobil sağlıklı şekilde durmayı başarıyor.


sekizsilindir.com Yazarı
Tunç İnce

İlgili Konular

GÜNCEL 8706967972155006533

Yorum Gönder Yorumlar

Sosyal Medya

Arama

Facebook

item