Fakir Adamın Ferrari'si 5 otomobil modeli

Geçtiğimiz günlerde Fiat'ın 1990'lı yıllarda oldukça popüler olan Coupe modelini sitemizin Klasik bölümünde tanıtmış ve kardeş m...

Geçtiğimiz günlerde Fiat'ın 1990'lı yıllarda oldukça popüler olan Coupe modelini sitemizin Klasik bölümünde tanıtmış ve kardeş marka olan efsane spor otomobil markası Ferrari ile ortak noktalarından bahsetmiştik. Diğer taraftan Fiat'ın kardeşi Ferrari ile arasındaki esinlenmeler ve sunduğu çok daha uygun fiyat sonucu ülkemizde "Halk Ferrari'si" yakıştırmasını alsa da İngilizce lisanını konuşan İngiltere ve A.B.D gibi ülkelerde bu yakıştırma "Poor Man's Ferrari" yani "Fakir Adamın Ferrari'si" olarak kullanılıyor. Ayrıca bu yakıştırma sadece Fiat Coupe için değil geçmiş dönemlerde ve günümüzde üretilmiş Ferrari gibi görünen ancak çok daha ulaşılabilir fiyatlara sahip olan  bazı modeller için de kullanılmıştır. Biz de bu doğrultuda geçtiğimiz günlerde anlatımını yaptığımız Fiat Coupe'nin de dahil olduğu 5 araçlık bir "Fakir Adamın Ferrari'si" veya ülkemiz yakıştırmasıyla "Halk Ferrari'si" listesi oluşturmaya kadar verdik. 
Toyota MR2

Japon Toyota markası özellikle 90'lı yıllarda ve daha öncesinde ürettiği sor otomobil modelleri ile zaten iyi bilinen ve saygı duyulan adını daha da perçinlemiştir. Bu modellerden belki de en önemlileri Supra ve Celica modelleriyken bir de MR2 adında arka-ortadan superchargerlı motorlu, arkadan çekişli ve 2 kişilik modeliyle dikkatleri üzerine çekmiştir. 1984-1989 yılları arasında üretilen İlk jenerasyonu ile dikkatleri üzerine çekmeyi başaran model esas patlamayı 2.jenerasyonu ile çekmiş ve bu modelin 1989 yılında başlayan üretimi 1999 yılına kadar da devam etmiştir. 


Modelin gerek tekniği gerekse de görünümü dönemin en akılda kalan Ferrari modellerinden olan 1994-1999 yılları arasında üretilen F355 ile o kadar benziyordu ki, Toyota MR2'yi bu modelin küçük bir versiyonu sanmamak elde değildi. Hatta aracı ilk defa görenlerin aklına bunun bir Toyota modeli olduğunu bile anlatmak oldukça zordu. Üstelik Ferrari F355 modeli Toyota MR2'den tam 5 yıl sonra üretilmeye başlanmıştı. MR2'nin fiyatı ise F355'in katbekat altındaydı ve bu da onu birçok kişinin gözünde "Fakir adamın Ferrari'si" yapmıştı.

Toyota MR2'nin arka-ortada yer alan motoru, arkadan çekiş sistemi, 2 kişilik yapısı ve görünümü Ferrari F355 modeli ile oldukça benzer olsa da kullanılan motorlar oldukça farklı ve çeşitliydi. Giriş seviyesi olarak sunulan 2.0lt 4 silindir atmosferik benzin motorun 120ps ve 167ps olarak iki farklı versiyonu bulunurken, Toyota'nın bir diğer spor modeli, ralli efsanesi Celica modelinde kullanılan 2.0lt turbo-benzin motor 228ps güce sahip olmasıyla öne çıkıyordu. Turbo motor yaklaşık 1200kg ağırlığa sahip modele tatminkar bir performans kazandırıyordu. Ayrıca turbo motorun 250ps güce sahip olan versiyonunu taşıyan 2000GT adında sınırlı sayıda üretilen özel bir MR2 modeli de bulunuyordu. 250ps gücündeki Toyota MR2 0-100km/saat hızlanmasını 6 saniyenin hemen altında tamamlıyor ve 245km/saat maksimum hıza çıkarak ne kadar yüksek potansiyele sahip bir araç olduğunu gösteriyor ve görünümünün hakkını veriyordu. 

Pontiac Fiero

İlk maddemizde Toyota MR2 modelinin ilk jenerasyonunun 1984-1989 yılları arasında üretildiğinden bahsetmiştik. Diğer taraftan bu modelin 1984-1988 yılları arasında yani aynı dönemde üretilmiş önemli bir rakibi bulunuyordu. Görünümleri ilk bakışta hemen hemen aynı görünen ancak önemli farklılıklar barındıran bu modelin adı Pontiac Fiero'ydu. Ayrıca her iki modelin sadece görünümleri değil teknikleri de neredeyse aynıydı. Arka-ortadan motorlu, arkadan çekişli ve 2 kişilik olan Pontiac Fiero markanın efsane modeli Firebird'ün aynı dönemlerde üretilmiş olan 3.jenerasyonundan birçok farklı tasarım detayı da barındırıyordu. Ayrıca Pontiac ile beraber GM Grubu bünyesinde bulunan bir diğer efsane Amerikan Chevrolet Corvette modelinden de izler taşıyordu.

Porsche destekli 8 otomobil modeli

Diğer traftan Fiero'nun ortaya çıkışı tüm dünyanın; ki buna A.B.D'de dahil, petrol krizi yaşaması ile alakalıydı. GM Grubu aslında aracın Corvette modeline öyle veya böyle bir alternatif olarak görülebileceğini düşünse de petrol krizinin etkisi ile o dönem yakıt tüketimi düşük otomobillere yönelme söz konusuydu. Bu nedenle de GM Grubu satışlarını hiç olmazsa koruyabilmek için daha küçük boyutlara ve daha küçük bir motora sahip Fiero'nun üretilmesine onay verdi. Modelde ilk olarak Amerikan geleneklerine oldukça ters 2.5lt 4 silindirli atmosfer benzin motoru kullanıldı. Bu motor 100ps güce sahipti ve 4 ileri manuel şanzımana sahip versiyonu uzun yolda 100km'de 5 litrenin altına yakıt tüketimine sahipti. Bulunduğu kriz döneminin de etkisi ile Fiero, üretildiği 5 yıl boyunca 370.000 adetin üstünde satış gerçekleştirdi. Bu satış miktarı rakibi Toyota MR2'nin neredeyse 2.5 katıydı ve Fiero büyük bir başarıya ulaşmıştı. 

Replika Ferrari 308 gövdesi oturtulmuş bir Pontiac Fiero
Petrol krizinin hafiflemesi ardından ise daha performanslı ve Amerikan geleneklerine bir nebze daha yakın olan 2.8lt V6 motora sahip Fiero Formula seçeneği satışa sunuldu. 135 hp gücündeki motor hareketini arka tekerleklere 5 ileri manuel şanzıman vasıtasıyla iletiliyordu ve yaklaşık 1300kg ağırlığa sahipti. Fiero Formula 0-100km hızlanmasını 8 saniyenin hemen üzerinde tamamlıyor ve 200km/saat hıza çıkabiliyordu. Bu değerler günümüzde bir spor otomobil için komik görünebilir ancak aynı dönem üretilen ve 5.7lt V8 240hp güce sahip Chevrolet Corvette modeli 6.5 saniyede 0-100km/saat hızlanmasını tamamlıyordu. Ayrıca Fiero modeli bu tatminkar performansının yanında dönemin en pahalı egzotik otomobillerinden olan Ferrari 308 modeline de benzetiliyordu ve kat kat daha ucuz olması nedeniyle de "Fakir Adamın Ferrari'si" yakıştırmasını almıştı. Bu yakıştırmanın ortaya çıkmasındaki en büyük paya sahip aracın da Pontiac Fiero modeli olduğunu belirtmeden geçemeyelim. Hatta öyle ki Fiero modelini satın alıp, gövdeyi söken ve fiberglas malzemeden üretim replika Ferrari gövdesi ile değiştiren kullanıcılar bile bulunuyordu. 

Alfa Romeo 4C

Alfa Romeo 4C
Alfa Romeo, Ferrari'nin kurucusu Enzo Ferrari'nin göz bebeği olan, yarışlarda kazandığı zaferlerle ünlenmiş şanlı bir markaydı ancak geçtiğimiz yıllarda oldukça sıkıntılı dönemler geçirdi. Ancak FCA Grubu'nun finansal gücü ile eski günlerine dönecek hamleler de gelmeye başladı. 2008 yılında Mito ve 2010 yılında da Giulietta modellerinin satışa sunulmasıyla markada kıpırdanmalar başlamıştı. Şimdi ise yeni tanıtılan Giulia ve yakın bir zaman sonra tanıtılacak markanın ilk SUV-Crossover modeli Stelvio ile bu yukarı doğru gidişat iyice hızlanacak gibi görünüyor.

En güzel görünüme sahip 6 otomobil motoru

Diğer taraftan Giulietta modelinden sonra marka 4C isminde pist odaklı ve mükemmel yol tutuş özelliklerine sahip 2 kişilik ortandan motorlu bir aracın 2013 yılında tanıtımını yaptı. Bu araç Ferrari'nin kardeş firması Maserati fabrikasında üretiliyor ve tamamen alüminyumdan 1.8lt turbo-benzin 240ps gücünde bir motora sahip. Bu yüksek güç arka tekerleklere 6 ileri çift kavramalı otomatik şanzıman ile iletiliyor. Yaklaşık 900kg ağırlığı sayesinde ise araç 0-100km/saat hızlanmasını 4.5 saniyede tamamlayabiliyor ve maksimum hızı da 258km/saat olarak açıklanıyor. Sunduğu özellikler, sahip olduğu Ferrari çizgileri ve ucuz olmasa da ulaşılabilir bir fiyata sahip olması bu modelin adının "Halk Ferrari'si" ve "Fakir Adamın Ferrari'si" gibi ismiler ile anılmasına neden oldu.
Ancak ne kadar başarılı ve özgün bir model olursa olsun otomobil üreticileri genellikle bir aracın ne kadar güzel olduğuna değil ne kadar iyi kar getirdiğine ve ne kadar çok satıldığına dikkat etmektedir. Bu doğrultuda Alfa Romeo 4C için işler pek de yolunda gitmemiş gibi görünüyor. 2016 yılında şu ana kadar A.B.D pazarında sadece 309 adet satılan 4C, sonu gelen bir diğer araç olan Dodge Viper'dan da sadece 11 adet fazla satılmış. Her ne kadar modelin üretiminin sonlanacağı ile ilgili diğer modellerin aksine resmi bir açıklama yapılmamış olsa da Alfa Romeo'nun gelecek planlarında farklı tipte ve yüksek satış rakamları yakalayabilecek modellere yönelmiş olması bunun kanıtı olarak gösterilebilir. Zaten birçok kaynak da 4C'nin 2017 yılında üretiminin duracağı yönünde görüş bildiriyor. Öyle görünüyor ki Cep Ferrari'si Alfa Romeo 4C 2017 yılında veya en geç 2018 yılında bizlere erken veda edecek.

Dino
1960'lı yıllarda Ferrari'nin kullandığı V12 motorlu otomobilleri Porsche 911'e göre hem çok pahalı hem de daha yüksek performansa sahipti. Kısacası 911 bir alt sınıfta yer alıyordu ve günümüzde 718 modelinin meydanı boş bulduğu gibi 911 modeli de o dönem meydanı boş bulmuştu. 911 modeli ile benzer fiyat ve performansta bir model çıkarma arzusunda olan Diğer taraftan Ferrari, V12 modelleri ile ünlenmiş adını daha düşük hacim ve silindir sayısı ile de bozmak istemiyordu. İşte bu nedenle de Dino markası ortaya çıktı. Dino adı ise markanın kurucusu Enzo Ferrari'nin büyük oğlundan geliyordu. Mühendis olan Alfredo Dino Ferrari markanın ilk 6 silindirli motorunu bir ekiple beraber geliştiriyordu ve bu konuda İtalyan otomobil gazetesine bir de makale yazmıştı. Babasının gözünde markanın varisiydi ancak geliştirdiği motoru göremeden 1956 yılında daha 24 yaşındayken bir kas hastalığı nedeniyle hayatını kaybetti.

En solda Dino Ferrari iki yanında babası ve Ferrari'nin kurucusu Enzo Ferrari
Oğlunun ölümünden büyük üzüntü duyan Enzo Ferrari uzunca bir süre bunun etkisinden çıkamadı ve çalışmalar da sekteye uğradı. Daha sonra 1968 yılında yani Dino Ferrari'nin ölümünden 12 yıl sonra, üzerinde çalıştığı motor kendi adını taşıyan küçük Ferrari'de bir marka olarak yerini alacaktı. 1968 yılında satışa sunulan ortadan motorlu Dino 206 GT modelinde 2.0lt V6 silindir 180ps güce sahip atmosferik-benzin motoru bulunuyordu. Ferrari aynı motor ile Formula 2 yarışlarına katılmak istedi ancak motorun bu yarışta kullanılabilmesi için kurallar gereği yol versiyonu bir araçta en az 500 adet bulunması gerekiyordu. Bu da Fiat Dino modelinin doğmasına neden oldu. Önden motorlu arkadan çekişli model sırf bu nedenle üretilmişti ve Dino ile kardeş model de demek oldukça mümkündü.


Dino 206 GT modeli 1968-1969 yılları arasında 152 adet, 2.4lt V6 motora sahip 246GT ve GTS 1969-1974 yılları arasında 3569 adet ve çok daha farklı bir tasarıma ve tekniğe ve 3.0lt V8 DOHC motora sahip Dino 308 GT4 1973-1976 yılları arasında üretildi. 1976 yılında Dino markasının üretimi son buldu ve 308GT4 modeli de Ferrari logosu ile satılmaya başlandı. 8 yıla 3 farklı model sığdıran Dino arzu edilen satış rakamlarına ve karlılığa ulaşamayınca da üretimden kaldırıldı. Üretildiği süre boyunca Ferrari tekniği ve emeğini barındırması ayrıca çok daha uygun fiyatlarla alınabilmesi nedeniyle Dino, "Bebek Ferrari" ve "Fakir Adamın Ferrari'si" gibi yakıştırmalar ile anılmıştı.

Solda 1968 Dino 206GT ortada 1969 Dino 246GT sağda Dino 308GT4
Fiat Coupe


1990 yılında bir prototipi hazırlanan modelin 1993 yılında üretilmeye başlanan versiyonu çok önemli ve dikkat çekici detaylar barındırıyordu. Geçmiş dönemin Fiat Coupe modellerine atıfta bulunan metal depo kapağı, Fiat'ın kardeş markası Ferrari modellerinde de bulunan yuvarlak arka stoplar, bir diğer halk Ferrari'si olarak anılan 1968 model Dino ile aynı motoru taşıyan Fiat Dino'nun bazı tasarım detayları Fiat Coupe'ye fazlasıyla uyarlanmıştı. Kısacası modelde hem Fiat'ın başarılı Coupe geçmişi hem de bazı Ferrari modellerinin detayları bulunuyordu ve satılmaya başlandıktan sonra da bir çok kişi tarafından bu sebeplerden dolayı "Halk Ferrari'si" veya "Fakir Adamın Ferrari'si" olarak anılmaya başlandı.

Dönüşü muhteşem olacak 7 spor otomobil modeli

Kokpit ise Fiat'ın geçmiş dönem Coupe ve Cabrio modellerinin bazılarında beraber çalıştığı ünlü İtalyan tasarım ve araç üretim firması Pininfarina tarafından tasarlanmıştı. Kokpitin ortasını boydan boya kalın bir şerit halinde geçen ve gövde rengi ile aynı olan metal kaplama aracın sportifliğini önemli miktarda arttırdığı gibi sıradanlığı ve can sıkıcı plastik görünümü başarılı bir şekilde makyajlıyordu. Ayrıca göstergelerin ve kumandaların yuvarlak yapısı ile Recaro spor koltuklar sportif vurguyu bir üst seviyeye taşıyordu. Kısacası aracın tasarımı gerek dışında gerekse de içinde her türlü sportifliği barındırıyordu. 

Fiat Coupe kokpit
Aracın tekniğinde ise Fiat ile beraber bir diğer kardeş firma olan Lancia'nın da etkisi bulunuyordu. Ülkemizde de oldukça iyi bilinen Fiat Tipo platformu üzerinde yükselen model çok farklı motor seçeneklerine sahipti. Üretimi boyunca üstten çift eksantrikli (DOHC) motorlarla sunulan Coupe'de ilk olarak efsane HB ve ralli aracı Lancia Integrale modelinde de kullanılan 2.0lt 4 silindir 16V atmosferik-benzin 140ps ve aynı motorun turbo versiyonu 190ps gücünde motorlar kullanıldı. Turbo versiyona sahip versiyon 0-100km/saat hızlanmasını 7.5 saniyede tamamlarken 225km/saat maksimum hıza çıkabiliyordu. Atmosferik versiyon ise 100km/saat hıza 9.2 saniyede çıkarken 208km/saat maksimum hıza sahipti.

En güzel görünüme sahip 6 otomobil motoru

1996 yılında ise modelde hafif değişiklikler yapıldı ve bunun yanında motor seçeneklerinde önemli değişikliklere gidildi. 2.0lt 16V motor yerine 1.8lt 16V motor seçeneği sunulmaya başlandı. 131ps güce sahip bu motorun performans verileri 2.0lt 16V motor ile hemen hemen aynıydı. Diğer taraftan yeni sunulmaya başlanan sıralı 5 silindirli 2.0lt 20V atmosferik ve turbo motorlar oldukça dikkat çekiciydi. Bu motorun atmosferik olan versiyonu 147ps güce sahipken 0-100km/saat hızlanmasını 8.9 saniyede tamamlıyor ve 212km/saat maksimum hıza ulaşabiliyordu. Ayrıca 1998 yılında bu motora değişken manifold sistemi entegre edildi ve güç de bu sayede 154ps'e çıktı. 0-100km/saat hızlanma değeri 8.4 saniyeye düşerken maksimum hız 217km/saat'e çıktı.


Tüm bu motorların yanında aracın üretimi boyunca görünümüne en çok yakışan motor diğer yeni motorlar gibi 1996 yılında tanıtılmıştı. Sıralı 5 silindirli 2.0lt 20V motorun turbo versiyonu 220ps güce sahipti. Yaklaşık 1300km ağırlığa sahip olan model 0-100km/saat hızlanmasını 6.3 saniyede tamamlarken 240km/saat maksimum hıza çıkabiliyordu.Ayrıca hem bu motora sahip modelde hem de yerine geçtiği 4 silindir 2.0lt turbo motora sahip modelde Viscodrive adında sınırlı kaymalı diferansiyel bulunuyordu ve bu sayede önden çekişli aracın yüksek güç ve tork nedeniyle önden kayması (Understeer) azaltılabiliyordu.  Önde ve arkada bulunan tam bağımsız süspansiyon sistemi sayesinde ise yol tutuş özellikleri daha da iyileşiyordu. Öyle ki aracı test eden otomotiv yazarları mükemmel yol tutuş özelliklerini övmeden geçmiyorlardı.

Fiat Coupe Turbo LE
1998 yılında yapılan yenilikler ile beraber bir de özel versiyon olan Coupe LE (Limited Edition) satışa sunuldu. Bu özel modelin motor gücünde bir değişiklik yoktu ve sıralı 5 silindirli 2.0lt 20V 220ps gücündeki motora sahipti. Ancak 5 ileri manuel şanzıman yerine 6 ileri manuel şanzımana sahipti ve bu sayede 250km/saat maksimum hıza çıkabiliyordu. Ayrıca kırmızı renkli Brembo marka fren kaliperlerine, özel bir gövde kitine, motor çalıştırma düğmesine, güçlendirilmiş daha rijit bir gövdeye, daha iyi destek sunan deri kaplamalı farklı Recaro koltuklara sahipti. 300 adet olarak hedeflenen üretim yoğun talep nedeniyle 1400 adet olarak tamamlandı. Ünlü Ferrari pilotu  Michael Schumacher'in de ilk üretilen, gri renkli 0001 numaralı Fiat Coupe Turbo LE'nin ilk sahibi olduğu söylentiler arasında bulunuyor. 1993-2000 yılları arasında Pininfarina'nın İtalya/Turin'de bulunan tesislerinde üretilen Fiat Coupe'nin çarpıcı özelliklerinden birisi de elde üretiliyor olmasıydı. Günde yaklaşık olarak 80 adet Fiat Coupe üretiliyordu ve 7 yılda 70.000 adetin biraz üstünde Fiat Coupe üretimi gerçekleşti. 

İlgili Konular

toyota mr2 6672728325864848216

Yorum Gönder Yorumlar

Sosyal Medya

Arama

Facebook

item