Elektromanyetik süspansiyon sistemi geri döner mi?

Süspansiyon sistemleri günden güne daha iyi hale gelse de en lüks ve pahalı araçlarda bile hala kasis ve çukurlardan geçerken az yada ç...


Süspansiyon sistemleri günden güne daha iyi hale gelse de en lüks ve pahalı araçlarda bile hala kasis ve çukurlardan geçerken az yada çok sarsıntı hissediliyor. İster hava ile çalışan isterse de sıvı ile çalışan bir sistem olsun bu sarsıntılardan seri üretim araçlarda şimdilik kurtuluş yok gibi görünüyor. 

Diğer taraftan üst düzey ses sistemleri ile tanınan BOSE markası 10 yıl önce çok üstün bir süspansiyon sistemi tanıtmıştı. Bu harika sistem sayesinde araç kasislerden hiç sarsılmadan geçebiliyor, virajlarda yatmıyor ve 10-15cm yüksekliğindeki bir çıtanın üzerinden atlayabiliyordu. 

Uzaylılar tarafından yapılmış gibi görünen bu sihirli sistem bir elektromanyetik süspansiyon sistemiydi. Her bir tekerlekte bağımsız bir şekilde bulunan elektromanyetik motorlar elektrik gücü ile çalışıyordu. Bu motorlara amfiler elektrik sağlıyordu ve araç sürekli kontrol altındaydı. Kasis geçişlerinde ve dönüşlerde aracın tüm ağırlığı süspansiyon kontrolü altındaydı bu nedenle sistem resmen fizik kurallarına direniyordu. 


Benzer bir sistem yüksek hızlı trenlerde de kullanılsa da Bose'un sistemi daha farklı çalışıyor. Sistem bir beyin tarafından yönetiliyor ve her bir elektromanyetik motora ayrı ayrı müdahale edilebiliyor. Bu sayede her süspansiyon bulunduğu zemin şartlarına göre değerlendiriliyor. Kontrol işlemini yapan beyin her bir süspansiyonun hangi durumda bulunduğunu mili saniyeler içerisinde kontrol ediyor ve bu sayede lastik farklı zemine değer değmez o zemine adaptasyon sağlanıyor.


Hidrolik (yağ ile) ve pnömatik (hava ile) amortisör ile yaya sahip geleneksel mekanik ve yarı mekanik süspansiyon sistemlerinde ise farklı zemine temas eden lastik tepkisini araca anında iletiyor. Bu iletinin büyük bir kısmı süspansiyon sistemi tarafından sönümlense bile bir kısmı araca iletilmiş oluyor. Bu da kasis geçişlerinde sarsıntıya virajlarda ise aracın yatmasına neden oluyor. Aktif süspansiyon gibi benzer örnekleri olsa da bu derece elektronik şekilde çalışan ve yay tertibatına sahip olmayan tek sistem şimdilik Bose markasının sistemi olarak görünüyor.

Solda elektromanyetik süspansiyon sistemi - Sağda amortisör ve yaylı geleneksel süspansiyon sistem

Bu harika sistemin en büyük probleminin ise hem aşırı ağır olması hem de pahalı olması gösterilebilir. Bu nedenle seri üretime geçmesi şimdilik rafa kalkmış durumda. Anlaşılamayan nokta ise Rolls Royce ve Bentley gibi markalar zaten hem pahalı hem de ağır araçlar. Rolls Royse markasının arkasında BMW, Bentley markasının arkasında ise VW bulunuyor. Her iki markada oldukça iyi teknik olanaklara ve gelire sahipler. Neden bu sistemi alıp geliştirmek istemiyorlar? Yoksa işlerine mi gelmiyor? Büyük ihtimalle her iki süper lüks markanın modellerini bu sistem olsa da olmasa da satabileceklerini düşündükleri için olabilir.

Ancak mevcut süspansiyon sistemleri de artık bu yönde evrilmeye başladı. Aktif sistemler Mercedes S Sınıfı (Magic Carpet) gibi bazı lüks modellerde bulunuyor veya sonradan takılabilen premium marka araçlara uygun aktif süspansiyon kitleri de mevcut. Bose'un sistemine daha çok yol olsa da elektrikli ve hybrid araçlarda kullanılan pil ve motor teknolojilerinin yaygınlaşması ve ucuzlamasıyla bu harika süspansiyon sistemini orta vadede lüks araçlarda görmeye başlayabiliriz.




Related

süspansiyon 8106245714459145284

Yorum Gönder Yorumlar

emo-but-icon

item