Dünya ve Türkiye gündeminin ilk sıralarında yer alan enerji dinamikleri ve iklim açısından büyük önem taşıyan elektrikli araçlar konusu önemli isimlerce değerlendirildi.
Elektrikli araçların, enerji ve iklim geleceğindeki rolü ile gelişim perspektifleri, Sabancı Üniversitesi İstanbul Uluslararası Enerji ve İklim Merkezi (IICEC) tarafından İstanbul’da düzenlenen “Dünyada ve Türkiye’de Elektrikli Araçlar Görünümü” başlıklı konferans ve panelde ele alındı. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Dr. Fatih Birol, TOGG CEO’su Gürcan Karakaş ve Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) Başkanı Haydar Yenigün’ün konuşmacı olarak yer aldığı konferansta, IICEC tarafından Türkiye’de ilk olarak gerçekleştirilen “Türkiye Elektrikli Araçlar Görünümü” raporunun lansman sunumu da IICEC Direktörü Bora Şekip Güray tarafından yapıldı.
TOGG CEO’su Gürcan Karakaş da elektrikli araçlara dünyanın bakışını ve TOGG’da yaptıkları çalışmalar konusunda şunları söyledi:
“Dünyada oyunun kuralları değişiyor. Özellikle enerji sektörü, otomobil dünyası ve teknoloji dünyası üçgeni arasında kurallar değişmekte. Teknoloji olarak, elektrikli araçları ilgilendiren kısmında bazı kaygı ve sorunlar çözülmüş durumda. Maliyetler hızla düşüyor, menzil kaygısı çözülmüş durumda. Ayrıca hızlı şarjla artık, yarım saatin altında bataryanın yüzde 80’nini rahatlıkla şarj edebiliyoruz. Bununla birlikte sektörün cirosu da karlılığı da büyümeye devam ediyor. 2035’e baktığımızda, yeni nesil araçlarla ortaya çıkan veri bazlı iş modelleri ile büyüyen bir karlılık alanı var. Bugünden yüzde 40’lık alan için ürün geliştirmeye başlamazsak, oradaki yerimizi almaya hazırlanmazsak, karlılığımız açısından sıkıntıya gireceğiz demektir. Burada devletlerin rolü büyük önem taşıyor. Tüm dünyada baktığımızda bunu en erken görenler, Çinliler oldu. Ama ülkemizde de devletimizin desteğiyle ve elektrifikasyona geçiş vizyonu ile hızlı bir şekilde biz de ilerliyoruz.
TOGG’a gelirsek; biz, olaya bütünsel bir gözle bakıyoruz. Otomobilden fazlasını yapmak üzere geldik. Bunun içinde başından itibaren tasarladığımız aracı hem bataryanın etrafından hem akıllı bir cihaz olarak tasarlamamız gerekiyor. Bunu, yeni nesil elektrik elektronik mimarisi çerçevesinde yapıyoruz. Yarından sonra beygir gücü değil, yazılım gücü fark yaratacaktır. Geleceğin dünyası artık merkezi bilgisayarın olduğu bir dünya. Gelecek buna doğru gidiyor. Merkezi bilgisayarı dörde böldük. Çünkü, şu an zamana karşı yarışıyoruz. 2023’ün ilk çeyreğinde seri imalatımıza ve pazar lansmanımıza başlıyoruz. 2026-2027 yıllarında kendi merkezi bilgisayarımızı tamamıyla tasarlamış ve sanayileştirmiş olacağız. Burada aynı zamanda çevreye duyarlılık da büyük önem taşıyor. Biz de hem buraya uyum sağlamak için hem çevre duyarlılığımızı da ön planda tutmak için ülkemizin hatta Avrupa’nın, Çin’i tam bilmemekle birlikte kuvvetle muhtemel dünyanın en temiz tesisini şu an Gemlik’te kuruyoruz. Çalışmalarımıza devam ediyoruz. Ocak ayında ise, Las Vegas’ta dünya lansmanımızı yapacağız.”
“Yeşil mutabakatla birlikte net bir tarif yapıldı”
Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) Başkanı Haydar Yenigün ise, Pandemi koşulları nedeniyle sıkıntılı bir süreçten geçen otomotiv sektörüne Yeşil Mutabakatla birlikte net bir tarif yapıldığını ve sektörde enteresan gelişmelerin görüleceği bir sürece girildiğini kaydetti. Otomotiv sektörünün Türkiye’de milli gelirin yüzde 5’inden fazlasını ürettiğini belirten Haydar Yenigün, şöyle konuştu:
“2 milyon civarında kapasite var ki, önümüzdeki 1-2 yıl içinde bunun 2,5 milyona çıkacağını öngörüyoruz. Bizim, bu kurulu olan 2 milyon kapasitemizin yüzde 85’i ihraç ediliyor. 6,8 milyar dolarlık bir dış ticaret fazlası veriyoruz. Bunu sürdürebilmek için de AR-GE yatırımların olmazsa olmaz olduğunu söylemem gerekiyor. Devletin son 10 yıldır özellikle teşvik ettiği bu AR-GE yatırımları, sektörden çok net şekilde cevap buldu. 157 AR-GE merkezimizde 4 binin üzerinde çalışan var. Peki bu rakamlar bunca emek Türkiye’yi nereye getiriyor? Avrupa’da otomobilde üretim açısından 6’ncı, ticari vasıtaya baktığımızda 2’inci, toplamda ise Avrupa içinde 4’üncü sıradayız.
Elektrikli araçlara geldiğimizde ise, ortaya iki resim çıkıyor. Artık müşteriler, dünyamızı korumayı öncelikli bir madde olarak, biz üreticilerin önüne koyuyor. Ayrıca bağlantılı araçlar, otonom araçlar ve aynı zamanda paylaşıma uygun araçlar, dolayısıyla elektrikli araçlar istiyorlar.
2030 yılına geldiğimizde bunların tamamı hayata geçmiş olmak zorunda. Çünkü Yeşil Mutabakat bize net bir tarif yapıyor ve ülkeler de bunun altına imza atıyorlar. Aslında OSD üyelerinin birçoğu 2030 yılı geldiğinde otomobil üretimlerinin neredeyse tamamını elektriğe çevirmiş olacaktır. Çünkü Türkiye otomotiv sanayi, yüzde 85’in üzerinde Avrupa’ya ihracat yapıyor. Bu, bizim için olmazsa olmaz. Önce otomobiller, hemen ardından hafif ticari araçlar, hemen ardından da kamyonlar ve otobüsler gelecek. Onların işleri ise, biraz daha sıkıntılı. Zira, hidrojenin sisteme girmesini beklemek durumundalar. Neticede nötr olma hedefleri, üç aşağı beş yukarı 2040 yılında bitecek.
Türkiye’nin hedeflediği tarihin çok öncesinde otomotiv sektörü olarak, bunu gerçekleştirmiş olacağız. Bizimle doğrudan ilgili olan bir konu da şarj istasyonları. Neredeyse otomotiv endüstrisinin teknolojisi kadar enteresan bir teknolojik gelişim var. Burada dijital teknolojilere ihtiyacımız var. Ayrıca, blockchain olamadan bu döngüsel ekonomiyi kontrol etmeniz mümkün değil. Yani bir pili, bataryayı ürettiğiniz zaman onu takip etmeyi sağlarsanız, döngüsel ekonominin doğru çalışmasını sağlayabilirsiniz.
Tüm bunlar için mevzuatın değişmesi, geçiş planımızın olması, teşvik mekanizmaları ve Türkiye’ye özgü olarak, söyleyeceğim vergi politikasının ciddi şekilde yeniden yapılandırılmasından bahsediyorum. Bunların hepsi ciddi şekilde kanun koyucular tarafından yönlendirilmesi gereken konulardır.”













































