Anadol markası nasıl ortaya çıktı? Amblemi ve adı ne anlama geliyor?

Türkiye’nin ilk yerli otomobil markası Anadol, her ne kadar günümüzde üretilmiyor olsa da, oldukça heyecan yaratmış ve ilgi çekmişti. Ancak zamanın şartları Anadol’un hayatını devam etmesini engellemişti. Bu yayınımızda, Anadol markası, adı ve fikrinin nasıl ortaya çıktığını kısaca anlatacağız.

Videoyu izleyemiyorsanız tıklayınız

Anadol markası nasıl ortaya çıktı?

Ankaralı İş Adamı ve sanayici Vehbi Koç, 1920’li yılların sonunda bayiliğini yapmaya başladığı Ford ürünlerinin, daha sonra 1960 başında kurduğu Otosan Fabrikası’nda lisanslı olarak montajını yapmaya başladı. Kamyon, kamyonet ve minibüsün yanında 1960’lı yılların ortasında Station kasa tipinde araçların bile montajını gerçekleştirmişti. Ancak esas hedef Ford ürünleri yanında bir de yerli otomobil markası ortaya çıkarabilmekti. Ancak Türkiye’de o zaman yer alan otomobil sayısı ve satışları düşünüldüğü zaman, yapılacak yatırım pek de mantıklı görünmüyordu. Kısacası yerli marka için üretim maliyetlerinin ucuzlaması gerekiyordu.

İşte tam da bu noktada; markanın ortaya çıkışı konsunda 2 farklı iddia yer alıyor. İlk iddiaya göre İzmir Fuarı’nda sergilenen bir aracın, ikinci iddiaya göre ise Ankara’da Otokoç Genel Müdürlüğü’nde karşılaşılan bir aracın ilham verdiği çeşitli kaynaklarca belirtiliyor. Ancak hangi iddia gerçek olursa olsun; her 2 araç da aynı ve kasası da fiberglas malzemeden üretilmiş olması nedeniyle dikkat çekmiş.

Fiberglas kaporta onarımı

Bir otomobilde çelik sac kasa malzemesinin maliyetleri çok yükseltmesi nedeniyle fiberglas malzemenin bu konuda anahtar olabileceği düşünülmüş. Bahsi geçen araç da İsrail yapımı ve İngiliz Reliant destekli bir tasarım olması nedeniyle, her 2 üretici ile de görüşülmüştü ve Reliant’ın üretim kalitesi göz önünde bulundurularak anlaşma yapılmıştı. Tasarımı İngiliz bir firmaya yaptırılmış, teknik altyapısı ise Ford’dan alınmıştı. Kasa ise Reliant’ın fiberglas teknolojisi ile üretilecekti. 1966 yılının son günlerinde ise ilk seri üretim gerçekleşti. Satış fiyatı ise; fiberglas kasanın etkisi ile beklentilerin altında, o günün dolar kuru ile hemen hemen 3000$’dı.

Anadol amblemi ve adı nasıl seçildi?

Bir otomobil üretiliyorsa tabi ki adı ve amblemi de olmak zorundaydı. Yerli bir otomobil markası olmasının da etkisi ile Türkçe bir ad ve Türkiye’ye özgü bir amblem seçilecekti. Bu doğrultuda adı için ödüllü bir yarışma düzenlendi ve Türk Halkı’na soruldu. Katılım sağlayan onbinlerde kişinin yüzlerce önerisi sonucunda, Anadolu, Ve-Ko (Vehbi Koç), Anadol ve Otosan öne çıktı ve Anadol markanın adı olarak seçildi. Anadol amblemi olarak ise; Anadolu’nun en önemli sembollerinden bir tanesi olan Hitit Geyiği’nden ilham alındı.

1967-1984 yılları arasında çok farklı versiyonlarla yaklaşık 64.000 adet Anadol üretilirken, pikap versiyonu 1991 yılına kadar yaklaşık 37.000 adet üretildi. Yani Anadol markası altında üretilen araç sayısı 100.000 adetin hemen üstünde yer alıyor. 1984 yılında binek olarak son Anadol modelinin üretilmesi sonrasında ise araç yerini Ford Taunus modeline bıraktı.

Kırılma noktası; 1970’li yılların sonunda oldukça ilginç prototip araçlar üretildi. Bunlardan 2 tanesi FW11 ve Çağdaş modelleriydi. Her ikisinde de, 1960’lı yılların başında icat edilen Wankel motor yer alıyordu. Ayrıca FW11 prototipi Bertone tarafından tasarlanmıştı ve daha sonradan tasarım hakları Citroen tarafından satın alındı. Uzun bir dönem satılan ve insanların beğenisini kazanan Citroen BX modeli bu prototip kullanılarak tasarlanmıştır. Bahsi geçen bu prototip araçların bir kısmı İstanbul Koç Müzesi’nde görülebilir.