Aşırı besleme teknolojileri ve özellikle de turbo teknolojisi baş döndürücü bir şekilde günden güne hızlı bir şekilde gelişiyor. Ancak turbo beslemenin en büyük dezavantajı ise düşük devirlerde boşluk oluşması nedeniyle güç eksikliği hissettirmesidir.
Turbo motorlarda intercooler ne işe yarar?
Diğer taraftan benzer mantığı Volvo’nun yeni 2.0 turbo-dizel ünitesinde farklı bir metot ile görmüştük. Audi’de bulunan elektrikli turbo salyangoz şeklinde ve saniyenin dörtte biri zamandan kısa bir sürede devreye giriyor ve 70.000devir/dakika hıza sahip. Volvo’nun sisteminde ise yine geleneksel turboyu düşük devirlerde hava basarak döndürmeye yarayan piston tipi hava pompası ve genleşme tankı bulunuyor. Sonuç olarak Audi ‘nin sistemine bir adet küçük ve bir adet büyük geleneksel turboya (bi-turbo) sahip, küçük turboya hava basan ve turbo boşluğunu minimize eden elektrikli kompresöre sahip üçlü aşırı besleme sistemi de denilebilir. Bu arada elektrikli turbo maksimum dönem hızına ulaşabilmesi için 10hp güce ihtiyaç duyuyor ve bu gücü de 48Voltluk ayrı bir aküden temin ediyor.
Turbo ile kompresör arasındaki farklar nelerdir?
Gelelim 3 farklı turboya sahip bu harika motorun özelliklerine. Audi SQ7 modelinde 4.0 litre hacminde V8 dizel motor kullanmayı tercih etmiş. Bu motor daha önce 4.2 litre hacmindeydi ve bu model için özel olarak geliştirildi. Ayrıca bir sonraki A8 ve yeni sunulacak olan Q8 modellerinde de kullanılması planlanıyor. Yüksek hacimli V8 motor 3 turbonun eşliğinde 435ps güç üretirken 1000d/d-3250d/d aralığında tam 900nm tork üretebiliyor. 1000d/d motor hızında üretilebilen 900nm torkda elektrikli turbonun çok büyük bir etkisi bulunuyor.
Bu teknik verileri eşliğinde Audi SQ7 modeli 0-100km hızlanmasını 4.8 saniyede tamamlayabiliyor. Maksimum hız ise 250km/saat ile sınırlandırılmış. Diğer taraftan bu performansın ve gücün bu sefer tüketimden yana bir bedeli olmuyor. Fabrika verilerine göre 100km’de 7.4 litre dizel yakıt tüketen SQ7’nin emisyon değeri ise yine oldukça şaşırtıcı ve 194gr/km olarak açıklanıyor.
Audi SQ7’nin etkileyici tarafları sadece motor ve performans ile de sınırlı değil. Araçta elektro-mekanik adaptif havalı süspansiyon sistemi de bulunuyor ve bu sistem gücünü elektrikli turbonun da gücünü aldığı 48 voltluk aküden elde ediyor. Bu becerikli süspansiyon sistemi 4 tekerlek üzerinde de farklı şekilde çalışabiliyor ve bu sayede yol tutuşa büyük katkıda bulunuyor. Ayrıca 4WS yani 4 tekerleği de döndürebilen direksiyon sistemi yol tutuşu daha da mükemmel bir hale getirebiliyor. Modelde AWD yani sürekli 4 çeker sistemi olduğunu da belirtmeden geçmek istemiyoruz.
Audi SQ7’nin rüzgar direnç kat sayısı 0.34 olarak açıklanıyor ve bu değer sınıfı için oldukça etkileyici. Ayrıca yine sınıfının en hafif aracı olduğunu da belirtmekte fayda görüyoruz. Bu kadar harika özellikler ve teknolojilerin karşılığı olarak model Almanya’da 89.900Euro başlangıç fiyatıyla bahar aylarından itibaren satılmaya başlanacak. Ülkemizdeki yüksek vergiler nedeniyle ise modelin 230.000-250.000 Euro civarında bir fiyatla satılabileceğini tahmin ediyoruz.
































































































