Bose süspansiyon sistemi (Tümsekten atlayan) geri mi dönüyor?

Kaliteli ses tesisatları konusunda dünyanın önde gelen üreticilerinden olan Bose markası, 1980’li yılların sonunda adeta mucizevi bir süspansiyon sistemi geliştirmişti. Elektro-Manyetik prensiplere göre çalışan Bose süspansiyon sistemi, tümseklerden gerçekten de atlayarak geçiyordu. (Sistemin nasıl çalıştığı yazı sonunda yer alan videolarda görülebilir)

İnanması oldukça güç olan bu sistemin basit bir benzerini Ford, geçtiğimiz yıllarda ABD’de ürettiği Fusion (Mondeo) modelinde opsiyon olarak sunmaya başlamıştı. Şimdi ise ABD’li ClearMotion firması, Bose süspansiyon sisteminin tüm haklarını Bose firmasından satın aldı.

Hali hazırda konfor ve yol tutuşu iyileştirmek için kayda değer çalışmaları bulunan firma, ayrıca Qualcomm ve Bridgestone gibi önemli firmalarla da projeler geliştiriyor. Ayrıca otonom sürüş konusunda da projeleri bulunan firmanın 100milyon Dolar civarında bir yatırımı bu sayede çektiği belirtiliyor. Günden güne artan konfor beklentilerinin yatırımcıları iştahlandırdığı ve bu tip firmaların daha çok yatırım çekeceğini düşünüyoruz.

Bu nedenle ClearMotion firmasının Bose süspansiyon sistemini alması oldukça önemli ve sistemin seri olarak üretileceği umutlarını da fazlası ile arttırıyor. Ancak böyle bir sistemin başlangıçta fazlası ile pahalı olabileceğini ve çok lüks araçlarda yer alacağını da unutmamak gerek.

Bose süspansiyon sistemi nasıl çalışıyor?

Diğer taraftan üst düzey ses sistemleri ile tanınan BOSE markası 10 yıl önce çok üstün bir süspansiyon sistemi tanıtmıştı. Bu harika sistem sayesinde araç kasislerden hiç sarsılmadan geçebiliyor, virajlarda yatmıyor ve 10-15cm yüksekliğindeki bir çıtanın üzerinden atlayabiliyordu.

Uzaylılar tarafından yapılmış gibi görünen bu sihirli sistem bir elektromanyetik süspansiyon sistemiydi. Her bir tekerlekte bağımsız bir şekilde bulunan elektromanyetik motorlar elektrik gücü ile çalışıyordu. Bu motorlara amfiler elektrik sağlıyordu ve araç sürekli kontrol altındaydı. Kasis geçişlerinde ve dönüşlerde aracın tüm ağırlığı süspansiyon kontrolü altındaydı bu nedenle sistem resmen fizik kurallarına direniyordu.

Benzer bir sistem yüksek hızlı trenlerde de kullanılsa da Bose’un sistemi daha farklı çalışıyor. Sistem bir beyin tarafından yönetiliyor ve her bir elektromanyetik motora ayrı ayrı müdahale edilebiliyor. Bu sayede her süspansiyon bulunduğu zemin şartlarına göre değerlendiriliyor. Kontrol işlemini yapan beyin her bir süspansiyonun hangi durumda bulunduğunu mili saniyeler içerisinde kontrol ediyor ve bu sayede lastik farklı zemine değer değmez o zemine adaptasyon sağlanıyor.

bose süspansiyon

Hidrolik (yağ ile) ve pnömatik (hava ile) amortisör ile yaya sahip geleneksel mekanik ve yarı mekanik süspansiyon sistemlerinde ise farklı zemine temas eden lastik tepkisini araca anında iletiyor. Bu iletinin büyük bir kısmı süspansiyon sistemi tarafından sönümlense bile bir kısmı araca iletilmiş oluyor. Bu da kasis geçişlerinde sarsıntıya virajlarda ise aracın yatmasına neden oluyor. Aktif süspansiyon gibi benzer örnekleri olsa da bu derece elektronik şekilde çalışan ve yay tertibatına sahip olmayan tek sistem şimdilik Bose markasının sistemi olarak görünüyor.

bose süspansiyon
Solda elektromanyetik süspansiyon sistemi – Sağda amortisör ve yaylı geleneksel süspansiyon sistem

Diğer taraftan;

Bu harika sistemin en büyük probleminin ise hem aşırı ağır olması hem de pahalı olması gösterilebilir. Ancak mevcut süspansiyon sistemleri de artık bu yönde evrilmeye başladı. Aktif sistemler Mercedes S Sınıfı (Magic Carpet) gibi bazı lüks modellerde bulunuyor veya sonradan takılabilen premium marka araçlara uygun aktif süspansiyon kitleri de mevcut. Bose’un sistemine daha çok yol olsa da elektrikli ve hybrid araçlarda kullanılan pil ve motor teknolojilerinin yaygınlaşması ve ucuzlamasıyla bu harika süspansiyon sistemini orta vadede lüks araçlarda görmeye başlayabiliriz.

Facebook Comments